–=[Muhabbet Fedaileri]=–

Biz muhabbet fedaileriyiz. Husumete vaktimiz yoktur.

Risale-i Nur Nedir?

Posted by HakanBa Mayıs 16, 2007

Muhterem Üstadımız! Biz Risale-i Nur’u şöyle anlıyor ve onun ayn-ı hak ve mahz-ı hakikat olduğunu şöyle izhar ederek neşrine çalışıyoruz:

Risale-i Nur, 130 risaledir, 115’i Türkçe, 15’i Arapçadır.

Risale-i Nur, muazzam, muhteşem, müzeyyen, mücehhez ve mükemmel bir tefsir-i Kur’ân’dır.

Risale-i Nur, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın bir mu’cize-i maneviyesidir.

Risale-i Nur, bir Nur-u Kur’ân’dır.

Risale-i Nur, kalbin güneşi, ruhun ateşidir.

Risale-i Nur, havza-i Cinanın gül-ü tevhididir.

Risale-i Nur, bir kâbe-i irfandır.

Risale-i Nur, gönlün huzuru, kalbin sürurudur.

Risale-i Nur’un davası, iman ve ihlâs; yolu, cadde-i kübra-yı Kur’âniye; mesleği Haliliye ve meşrebi de hıllettir.

Risale-i Nur, ehl-i hidayeti zulmet-i dünyadan bostan-ı bekâya, meydan-ı imtihandan Ravza-i Cinana ve zahmet-i hayattan rahmet-i rahata ileten bir müşrid-i azamdır.

Risale-i Nur, sofra-i Kur’ân, davet-i Rahmandır.

Risale-i Nur, bağ-ı Rıdvan, ayine-i Furkan ve kal’a-i Kur’ân’dır.

Risale-i Nur, perde-i zulümatı, nikab-ı galeti yırtmak, küfr-ü mutlakı, temerrüt ve dalaleti parçalamak ve savlet-i a’dayı def etmek üzere açılmış bir raiyet-i Kur’ân’dır.

Risale-i Nur’un maksadı ilim ve irfan, fen ve sanat silahıyla İ’lâ-yı Kelimetullahtır, sünnet-i Nebeviyeyi ihyâdır.

Risale-i Nur, fen ve ilim ile dalalete girip, inat ve temerrüt ile firavunkârane bir gurur ve dehşetli bir dalaletle hakaik-ı imaniyeye karşı çıkıp muaraza eden zındıkların, dinsizlerin, soysuzların, ahlâksız ve milliyetsiz ve firenkmeşreplerin inat ve temerrütlerini kıran, parçalayan Kur’ân’ın elmas bir kılıncıdır.

Risale-i Nur, zekâ eseri, fikir mahsulü değil, ilham eseridir.

Risale-i Nur, verdiği nurlu, hakikatli, merakâver, cazibedar dersleriyle taklidî imandan tahkikî imana yükseltir.

Risale-i Nur, tahkikî iman dersleri vererek meratib-i imaniyede teali, tereffu ve terakki ettirir.

Risale-i Nur, kalbin, aklın, ruhun ve vicdanın münevviridir.

Risale-i Nur’da her bir söz ve fikir, İlâhî bir ateş parçası gibidir. Düştüğü kalp ve gönülleri yakar, his ve duyguları alevlendirir, yıkar, temizler ve yükseltir.

Risale-i Nur, bu zamanın ruhî emrâzını tedavi edip iyileştiren misalsiz bir tiryaktır.

Risale-i Nur, imanın, Cennetin manevî bir tohumu, küfrün de Cehennem zakkumunun bir çekirdeği olduğunu ve bu hakikatlere mebni, kafirin bu dünyada manevî bir Cehennem ve mü’minin de manevî bir Cennet içinde bulunduğunu küfrün ve imanın, hidayet ve dalaletin hassas mizanlarına koyup tarttığı hadsiz hüccet ve delillerle ispat eder.

Risale-i Nur, bu asırda bir “urvetü’l-vüska”dır. Ona temessük eden, yapışan; küfrün, cehlin ve dalaletin zulmetinden imana, irfana Nur’a, hakka kavuşur.

Risale-i Nur, ehl-i imana hayat ve küfr-ü mutlaka memattır.

Risale-i Nur, hilkat-i âlemin muammalarının kâşifidir.

Risale-i Nur, dirilere hitap eder.

Risale-i Nur, nifak ve şikakı, fitne ve fesadı kökünden söküp atar ve yerine uhuvvet ve muhabbeti, vifak ve ittifakı, tesanüt ve teavünü tesis eder.

Risale-i Nur, etbaını riya, gurur, kibir, tasannu, temellük, hodfuruşluk, zillet, enaniyet, meskenet gibi ahlâk-ı seyyieden kurtarır ve vakar, tevazu, sıdk, şefkat, fazilet, merhamet, izzet ve mahviyet gibi ahlâk-ı hamîdeye kavuşturur.

Risale-i Nur, nice imansız kafirlerin, nice dinsiz zındıkların, nice zalim merhametsizlerin, nice gaddar adaletsizlerin, nice beyinli akılsızların, nice kör basiretsizlerin halkalı bellerini, tasmalı boyunlarını ve yukarı kalkık burunlarını, Kur’ân-ı Azimüşşanın elmas kılıncıyla kırmış, parçalamış ve Kur’ân-ı Hakîmin ulvî, kudsî, muazzam ve muhteşem hakikat ve esasları karşısında rüku ettirmiştir.

Risale-i Nur’a isnat, nisbet ve iftira edenler ondaki İlâhî hakikatlerin yüksek ve parlak nuruna bakmaktan, görmekten, anlamaktan ve inanmaktan aciz, naçiz, nasipsiz, kör, alîl, zelîl, sefil, meçhul, deli, denî, meczup, mecruh, me’cur, mefluç ve mütefessih bedbahtlardır.

Risale-i Nur’un hakkı batılın savletinden kurtarmak üzere açmış olduğu raiyet-i Kur’ân’ın altına koşan, sel olup coşan ve kaynayıp taşanlar ezelî ve ebedî gayenin İlâhî ve kudsî ateşi ile yanıp tutuşan, Nur’un aşıkı, Nur’un meclubu, Nur’un meftunu ve Nur’un pervanesi, mü’min, müslim, müttaki, musalli, cefalı, vefalı, sadık, said, cesaretli, basiretli, fedai, mücahit, muvahhit ve muhsin Müslümandır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: