–=[Muhabbet Fedaileri]=–

Biz muhabbet fedaileriyiz. Husumete vaktimiz yoktur.

Nanoteknoloji ve Bediüzzaman

Posted by HakanBa Mayıs 16, 2007

Nanoteknolojiyle tanışmam; bilimsel bir dergide okuduğum bir makaleyle başladı. Merakımı fazlasıyla çe-kince bu konuda internette bulduğum her dokümanı okumaya başladım ve hayretten hayrete düştüm. Dünyada bir devrim gerçekleşiyor ve sessiz bir tsunami gibi kıyıya yaklaşıyordu. Zamanında bu teknolojiye yatırım yapan ülkeler ve sanayiler bu dalganın üzerinde sörf yapacakken, gerekli önemi vermeyenler ise, tsunaminin kıyıya ulaşmasıyla (nano devrimin hayatta uygulamaya geçmesiyle) dalgaların altında kalacaktı.

Peki nedir bu nanoteknoloji?

Yunancada ‘cüce’ anlamına gelen nano, fizikte bir metrenin milyarda biri anlamına gelen ölçü birimidir. Bu tanıma göre “nanoteknoloji” insanın saç kılının 80 binde biri büyüklüğünde “nano” ölçüdeki parçalarla uğraşan bilimdir. Tıpkı yap-boz oyununda parçaların istenilen yeni bir biçimde birleştirilerek oluşturulması gibi, nanoteknolojide de atomlar veya moleküller tek tek alınıp hassas şe-kilde birleştirilerek istenen ürün elde edilir. Bilindiği gibi bütün maddeler atomlardan oluşmuştur. Özelliklerini de atomlarının dizilişlerinden alırlar. Atomları hareket ettirebilecek boyutlarda âletler geliştirilebildiği takdirde, tabiattaki atomik dizilim taklit edilerek her şey kopyalanabilir. Çünkü maddeleri farklı kılan; en küçük birim olan atomların dizilişlerindeki çeşitliliktir. Atomları hareket ettirebilecek bir teknoloji de bu çeşitliliğe bir ölçüde ulaşabilir. Sözgelimi kömür moleküllerindeki atomları düzenleyebilirsek aynı moleküllerin farklı bir dizilimi olan elmas elde edebiliriz.

Aslında dünya üzerinde milyonlarca yıldır tabiî nanoteknoloji yöntemi kullanıla gelmektedir. Bir patates, aslında toprakta, hava, su ve çeşitli mineral atomlarının bir araya getirilmesinden oluşmuştur ve kendi kopyasını türetebilen yaşayan organizma, dolayısı ile organizasyondur. Baklagiller köklerindeki nodüller vasıtasıyla havada serbest halde bulunan azotu bağlayarak bizim kullanabileceğimiz forma dönüştürürler ve azot çevriminde önemli rol üstlenirler. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bediüzzaman Hazretleri ‘Seb’a Semâvât’ âyetini açıklarken 12. Lem’a’nın 2. Suâlinin 2. Mes’ele-i Mühimmesinin 5. kaidesinde şöyle buyuruyor:

“Beşincisi: Hadsen ve hissen ve istikrâen ve tecrübeten sabit olmuştur ki: Bir maddede tanzim ve teşkil düşse (yani o maddeyi oluşturan atom dizilişleri yok farz edilse) ve o maddeden başka masnûat yapılsa (yeni bir atom sıralaması ve şekillendirilmesiyle yeni maddeler, eserler yapılsa bknz: Karbon nanotüp), elbette muhtelif tabaka ve şekillerde olur. Meselâ, elmas madeninde teş-kilât başladığı vakit, o maddeden hem remad, yâni hem kül, hem kömür, hem elmas nevileri tevellüd ediyor. Hem meselâ, ateş teşekküle başladığı vakit; hem alev, hem duman, hem kor tabakalarına ayrılıyor. Hem meselâ Müvellidü’l-Mâ (Hidrojen), Müvellidü’l-Humuza (Oksijen) ile mezcedildiği vakit, o mezcden hem su, hem buz, hem buhar gibi tabakalar teşekkül ediyor (burada Hidrojen ve Oksijen atomlarının birleşimlerini örneklemesiyle, sadece aynı tür atomlardaki sıralama değişikliklerinin değil, farklı atomların da yeniden tanzim ve teşkiliyle bambaşka özellikte maddeler elde edilebileceğini belirtiyor). Demek anlaşılıyor ki bir madde-i vâhidde teşkilât düşse, tabakata ayrılıyor. Öyle ise madde-i esîriyede Kudret-i Fâtıra teşkilâta başladığı için, elbette ayrı ayrı tabaka olarak ‘Fesevvâ hünne seb’a semâvâtin / Gökleri yedi kat olarak tanzim etti’ (Bakara Sûresi: 29) sırrıyla yedi nevî semâvâtı ondan halketmiştir. ”

Nanoteknolojiden ilk bahseden kişinin 1959 yılında ünlü fizikçi Richard Feynman olduğu söylenmektedir. Fakat yukarıda da açıkladığım gibi, bu konudan ilk bahseden; Lem’alar adlı eserini 1930’lu yıllarda telif eden Bediüzzaman Said Nursî’dir. Kronolojik olarak bu çok açıktır.

Her zaman fennî ilimlerle dinî ilimlerin bir arada okutulmasını savunan Bediüzzaman, Kur’ân’ın i’câzâtını bir kez daha gözler önüne seriyor. ‘Zaman ihtiyarlandıkça Kur’ân gençleşiyor, rumuzu tavazzuh edi-yor.’

Kâinatın her yerinde tek bir atomu dahi başıboş bırakmayan bir ilim ve irade sahibinin müdahalesi görülür. Allah dilediği anda dilediği yerde kudretini tecellî ettirmektedir. En küçük atomundan uçsuz bucaksız galaksilere kadar, tüm kâinat Allah’ın dilemesi ve her an ayakta tutması ile varlığını sürdürmektedir. “O Allah ki, Yaratan’dır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, şekil ve sûret verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakim’dir.” (Haşr Sûresi: 24)

KAYNAKLAR:

http://www.kuranvebilim.com/html2/makaleler/nano_teknoloji.htm

http://www.gelecegindunyasi.com/nanoteknoloji.html

http://www.tubitak.gov.tr

Mustafa ÖZTÜRK/Yeni Asya Gazetesi 

16.09.2006 

http://www.yeniasya.com.tr/2006/09/16/lahika/default.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: